Yıllardır yazıyoruz, söylüyoruz, bu köşede de defalarca yazdım; “Rum-Yunan ikilisi Enosis'ten vazgeçmedi, EOKA terör örgütü canlıdır ve ilk fırsatta adayı Elenleştirmek için harekete geçecek, Türklere saldıracaktır” diye de uyarıyoruz.. Yaşanmakta olanlar bu uyarılarımızın ne kadar yerinde olduğunu göstermektedir. Rum tarafının adada anlaşma ile çözüm istemediğinin nedeni nedir? Adanın iki ortağından biri olan Türklerin haklarını niye gasp etmiştir? Niye bu hakları iadeye yanaşmamaktadır? Kıbrıs anlaşmalarını niye uygulamayı kabul etmemektedir? Niye silaha sarılmış, cennet adayı cehenneme çevirmiş, masum sivil Türkleri neden hunharca katletmiştir? Bu ve benzer sorulara verilecek cevaplar Kıbrıs'ta Rum-Yunan emellerini açık bir şekilde ortaya koyacak, adada anlaşmaya niye varılamadığını gösterecektir.
Rum Yönetimi 1963-64 terör olaylarını başlatarak, Enosis hedefine Akritas Planı ile ulaşmayı denemiş, başaramamıştır. 1974'te İfestos Planı ile yaptığı ikinci denemeye Anavatan Türkiye şiddetli bir şekilde ve zamanında müdahale ile cevap vermiş Kıbrıs Türkünü mutlak bir soykırımdan kurtarmıştır. Özellikle 1963-74 arasında EOKA terör örgütü, Enosis hedefine ulaşmak üzere Kıbrıs Türklerine her türlü vahşeti ve zulmü uygulamıştır.1955'te adayı İngiliz Yönetiminden kurtarmak, bilahare de Türkleri yok ederek Yunanistan'a bağlamak üzere kurulmuş EOKA terör örgütünün 70. yıldönümü geçtiğimiz 1 Nisan'da Güney Kıbrıs'ta ve bu yıl ilk kez Yunanistan’da kutlandı, EOKA'nın katil teröristleri mezarları başında anıldı. Anma törenlerinde yapılan konuşmalarda, kilisedeki ayinlerde Türklere kin kusuldu. Rum lider faşist EOKA'cı/ENOSİS’çi Nikos Hristodulidis Lefkoşa surlarının Podokataro (Sazlı) Burcu'ndaki “özgürlük anıtı” açılış töreninde yaptığı konuşmada EOKA’nın silahlı tedhişe başlama tarihi olan 1 Nisan 1955’in “yalnız Kıbrıs’ın değil dünya tarihinin de dönüm noktası olduğunu” savundu. EOKA’cıların “Kıbrıs Helenleri” olarak nitelediği Rumların “savaşçılıkları, örgütlenmeleri ve vatanseverlikleriyle dünya halklarını etkilediklerini” öne sürdü.“1955-59 EOKA mücadele döneminin, 1821 Yunan Ayaklanması, Makedonya Mücadelesi ve Yunan tarihinin diğer destanının yanında yer almayı hak ettiğini” de öne süren Hristodulidis “Devlet olarak atalarımıza, mücadelecilere ve EOKA milli kurtuluş mücadelesi kahramanlarına karşı sorumluluğumuz var. Onların miraslarına sadık kalma ve vatanımızı kurtarmak ve yeniden birleştirmek sorumluluğumuz var.” dedi.
Hristodulidis herkesi “EOKA’yı, mücadelesini ve fedakarlıklarını” çocuklara ve yeni nesle anlatmaya çağırdı. KKTC Cumhurbaşkanı Tatar Ramazan Bayramı dolayısıyla gerçekleştirdiği bir ziyarette yaptığı konuşmada Eoka terör örgütünün bugünkü destekçilerini kınadı. “Bugün 1 Nisan Eoka’nın kuruluş yıldönümü,bu vesileyle Rum tarafında yapılan açıklama ve gösterileri kınıyorum” ifadesinde bulunan Cumhurbaşkanı Tatar “Kıbrıs Yunan’dır, Kıbrıs Yunanistan’ın bir parçasıdır” gibi düşmanca açıklamaların gerçekleri yansıtmadığını, adada iki ayrı devletin varlığına göre yeni siyasetin izlendiğini, artık ortaklık olmayacağını vurguladı. EOKA'nın Rum liderliği, Rum Ortodoks Kilisesi ve Yunanistan tarafından organize edilip desteklenen bir terör örgütü olduğunu anımsatan Tatar, "Bunun kanıtları ve belgeleri de ortadadır. Dağıttığı ilk bildirilerde 'İngilizlerden sonra sıra Kıbrıs Türklerine gelecektir, Kıbrıs Türklerini silah zoruyla bu adadan kovacağız, gitmeyenleri de yok edeceğiz' diyen EOKA bir terör örgütüdür. 1955-1958 döneminde köylerimizi yakıp kavuran, yüzlerce savunmasız insanımızı katleden EOKA bir terör örgütüdür. 1963-1974 döneminde Akritas Planı doğrultusunda Kıbrıs Türk halkına yönelik katliam ve soykırım uygulayan EOKA bir terör örgütüdür. Kumsal, Ayvasıl, Arpalık, Gaziveren, Baf, Mağusa, Atlılar, Muratağa, Sandallar, Taşkent ve diğer katliamlar da bunun kanıtıdır. Bunları da unutmamız mümkün değildir." ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Tatar, Türk Mukavemet Teşkilatı'nın (TMT), terör örgütü EOKA'nın saldırılarına karşı Kıbrıs Türk halkını korumak için kurulduğunu,TMT’nin, sadece Kıbrıs Türk halkının varlığını, namus ve haysiyeti ile insanca yaşama hakkını savunduğunu belirtti.. Tatar konuşmasına devamla “Eğer TMT olmasaydı, Kıbrıs'ta ikinci bir Girit faciası yaşanacak, bir tek Türk bile sağ bırakılmayacaktı. Bu nedenlerle TMT kurucularına ve TMT'nin kahraman neferlerine minnet borcumuz vardır" diyerek kahraman mücahitlerimizi yad etti. Kıbrıs'ta adil ve kalıcı bir anlaşmaya varılmasının ancak Kıbrıs'ta yaşanan gerçeklerin herkes tarafından kabul edilmesiyle mümkün olabileceğine işaret eden Tatar, şunları kaydetti: "Rum Yönetimi Başkanı Hristodulidis’e tavsiyem Kıbrıs'ta yaşanan gerçekleri çarpıtmaması, Kıbrıs'ı kan gölüne çeviren EOKA gibi terör örgütlerini sahiplenmemesi, gerçek dışı iddialarda bulunmaması ve Kıbrıs Türk halkını yok etmek üzere silahlanarak,başka ülkelerden medet umarak macera peşinde koşmamasıdır.” Rum tarafının Enosis hedefinden ve Megali İdea ülküsünden vazgeçmeyeceği açıktır. İçimizdeki Rum sevici federasyoncular artık bu gerçekleri görmeli ve Rum'la yeniden bir arada, ortak devlet kurma hayalinden vazgeçmelidir. Cumhurbaşkanı Tatar tuttuğu yolda ilerlemeli, geri adım atmadan devletimizin tanınması için gerekenleri yapmalıdır.
YORUMLAR